Haber Detayı
07 Eylül 2020 - Pazartesi 16:16
 
Mahmut Toptaş: Benim bayrağım alanda
Mahmut Toptaş: Benim bayrağım alanda
KÜLTÜR Haberi
Mahmut Toptaş: Benim bayrağım alanda

Milli Gazete yazarı Mahmut Toptaş 'Benim bayrağım alanda' konu başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte Toptaş'ın o yazısı:

"Hepimiz, müezziniz, münadiyiz, mübelliğ, da’vetçi…yiz.

Çocuğunuz, daha yürümeye başlamadan, siz, çocuğunuzun sağ elinin dört parmağını kapatıp şehadet parmağını dikerek “Allah biiiir” diyerek en önemli eğitim kaydını başlatıyorsunuz.

Siz, çocuğunuza “Allah biiiir” dediğinizde o da otomatik olarak parmaklarını harekete geçirip şehadet parmağını diktiğinde hepiniz gülerek, ferahlayarak gönül üzerindeki gam, tasa, kasavet gibi şeyleri kaldırarak kendinizi de tedavi ediyorsunuz.

Kendi görüşlerimizi ve hislerimizi değil, gönülleri yaratanın dinini duyurmaya çalışıyoruz.

Peygamberlerimizin hepsi, şehirlerde görevlendirilmişler.

Tur Dağı, Nur Dağı, Zeytin Dağı, Safa Tepesi, Arafat Dağı… gibi dağ tepelerinden en önemli mesajlarını bütün insanlığa sunmuşlardır.

Mekke’de Mescid-i Haram, Medine’de Mescid-i Nebevi ve fethedilen bütün şehirlerde camiler, şehrin en merkezi yerlerinde yapılmıştır.

Halk pazarı, caminin etrafında kurulur.

Askerler gösterilerini onun önünde yaparlar.

Medrese/üniversite, caminin duvarına bitişik yapılır.

İstanbullular, Fatih Camii’nde bir namaz kılıp etrafını gezdiklerinde, İstanbul dışından gelenler, bu yazdıklarımızın daha fazlasını Fatih Camii etrafında görecekler.

Şifahane/hastane de cami bünyesindedir.

Hastaneler, camilerin yan birimleridir.

Camiler, hastanelerin yan birimleri değildir.

Camilerimiz, şeffaflığın anıtıdır.

Ve cami merkezdedir ve de herkesin gözetimi ve denetimi altındadır.

Ulu camiler, merkez camileri, sultan camileri, paşa camileri… şehirlerin en merkezi yerlerindedirler.

Camisi olmayan bir köye müftü efendiyle gittik.

Köyün kahvehanesinde konuşma yaptım ve “Buraya bir cami yapalım” teklifime, “Ağam, biz abdalık. Geçimimizi davul ve zurnayla sağlarık. Caminin olduğu yerde davul ve zurna gürültüsü ayıp olur” anlamında itiraz edene karşı “Camide namazı kıldıktan sonra cami avlusunda çalar ve söylersiniz” deyince,

“Biz namazda okuyacak bir şey bilmeyik” dediler.

“Ben her perşembe akşamı gelirim ve bu kahvehanede size öğretirim” dedim ve hepsine koro halinde birkaç haftada Fatiha, Kevser ve İhlas sürelerini ezberlettim.

Ben, oradan ayrıldıktan sonra cami yapılmış ama köyün dışına yapılmış. Yazık.

Kapitalist sistem hâkimiyetini sağladıktan sonra şehirlerin en merkezi yerlerine “Allah’a ve Rasülü’ne savaş” olarak tanıtılan faizin karargâhları gibi olan bankalar konuşlanmıştır.

Bu yaz, ancak yazlıkçıların uğradığı, kışın birkaç ailenin kaldığı bir yerde dağın eteğine, İstanbul’da yaşayan bir zenginimiz, bir cami ve Kur’an kursu yaptırıvermiş.

Gittim gördüm, gündüz saat 11’de hocasını sıcaktan yatak odasında uyur buldum. Yedi tane öğrencisini de lüks bir konferans salonunda televizyonda çizgi film izlerken gördüm.

Kurs hocasını uyandırdılar, geldi, ilçenizde Kur’an kursu var mı? Dedim “Yok, ben de imamım ve geçici buraya görevlendirildim” derken gönülsüzlüğünü ifade etti.

Peygamberlerimiz’in hiçbiri ve Sevgili Peygamberimiz de çöle cami veya kurs yapmamış.

Müftülerimiz, zengin işadamlarını yönlendirmeliler.

Camiyi, Kur’an kursunu, imam-hatip okullarını, müftülük binalarını şehrin en merkezi yerinde yapmalılar.

Bütün peygamberlerin ortak mesajı ve en öz mesajı olan “Lailahe illallah/Allah’tan başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur”  mesajıdır ve şehrin en yüksek yerinden okunur, aleniyyet vardır.

Muhammedün Rasülüllah bölümü her peygamberde değişir.

İbrahim Rasülüllah, Musa Rasülüllah, İsa Rasülüllah, Muhammed Rasülüllah gibi.

Yurdumuzun üstünde en üst seviyeden inlemesi gereken de bu iki şehadettir.

Mehmet Akif Ersoy merhum:

“Bu ezanlar -ki şehâdetleri dînin temeli-

Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.” Devamlı dinlenilecek sözün en değerlisi olanın bu şehadetler olduğunu ifade eder.

Ezanla, günde beş defa güzel ve gür sesli müezzinlerin yanık yüreklerinden çıkan Eşhedüleri, biz de halk olarak tekrarlarız.

Şehadetler, Mekke’de, Kâbe’nin üstünde okunmaya başladı ve camilerin en yüksek yeri olan minarelerde okunmaya devam ediyor.

Yani, Müslümanlar hakkında “Bunların hedefi nedir, gizli programları var mı” diyenlere biz, en yüksek yerden en gür seda ile en öz hedefimizi söylüyoruz.

İşte şeffaflık dediğiniz şeyi en iyi Müslümanlar yapıyor.

Bayrak, direklerin en yükseğine dikilir.

Merhum annem, içinin ve dışının aynı olduğunu, içten pazarlıklı olmadığını anlatmak için devamlı, “Benim bayrağım alanda” derdi.

“Adı Osmanlı, ruhu Yunanlı” kişilerin Müslüman bayrağı altında yürürken, bağrında Yunan veya gayrimüslim bayrağını taşıyanlardan olmadığını anlatmak için ezanımızda ilan ettiğimiz imanımızın özeti olan şehadetleri, alanlarda, tepelerde, meydanlarda en yüksek yerlerde, söyleyelim ki, özgürlüğe susayanların, Trump veya Merkel kriterlerine isyan eden, kula kul olmak istemeyenlerin, yalnız Allah’a kulluğa davet eden ezanımızı dinleyenlerin gözü kör ise kulağıyla duyup gelsin, kulağı sağırsa gözüyle adresi görsün ve gelsin.

Görülen, duyulan, tutulan, tadılan her şey, Allah’a işaret ederken, O’nun dini olan İslam, güneş gibi herkesin göreceği, yararlanacağı yerlerde okunmalı, okutulmalı, yaşanmalı, yaşanması için örnek olunmalı.

İslam dininde, manastırda bir ömür boyu kalmak yoktur.

Yalnız Ramazan ayında on günlük itikaf vardır.

Rabbimiz, Cennet’e giden yolun, halkın arasından geçtiğine işaret ederek:

“Gir kullarımın arasına,

Gir cennetime.” buyurur. (Fecr Süresi, ayet 89/29-30)"

 
Kaynak: (Is H) - Isparta Haber Editör: İrem Dağ
Etiketler: Mahmut, Toptaş:, Benim, bayrağım, alanda,
Yorumlar
Haber Yazılımı