Haber Detayı
27 Eylül 2020 - Pazar 12:57
 
Mumcu'nun Erdoğan'a gönderdiği mektup
Mumcu'nun Erdoğan'a gönderdiği mektup
GÜNDEM Haberi
Mumcu'nun Erdoğan'a gönderdiği mektup

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, randevu alamadığı için 10 Temmuz 2005 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a gönderdiği mektubu, “hurriyet.com.tr” de yayınlanmıştı. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi de dahil olmak üzere Anayasa’da yapılması istenen değişikliklerin belirtildiği mektupta yer alan konular, şimdi siyasetin sıcak gündemine girdi.

İşte omektuptam bölümler;

Mumcu, mektubunun  laiklik bölümünde şunları belirtti:

“ Hiç şüphesiz bu sorunların en başında birey ve toplum yaşamının vazgeçilmezi olan din değerleri ile demokratik devlet düzeninin vazgeçilmezi olan laiklik ilkesi arasında uzlaşmaz bir çelişkinin var olduğu yönündeki yanıltıcı algı gelmektedir. Bu yanılgı tüm toplumsal ve siyasal yaşamımızı baskı altına almakta; bu baskı biçimsiz ve niteliksiz sorunlar yaratmaktadır. Bu sorunlar, bireylerin günlük yaşamından siyasi tercihlerine, ülkenin toplumsal barışından uluslararası ilişkilerine kadar uzanan bir yelpazede yaşanan daha pek çok soruna da kaynaklık etmektedir.”

Anavatan Genel Başkanı, kamplaşmaya yol açan türban konusuna da değiniyor, gündeme getirilen “Anayasa’nın ilgili maddesinde değişiklik için gerekirse referanduma gidileceği sözlerini anımsatıyor ve şu uyarıda bulunuyor:

“Bunlar, sorunu çözmekten çok, toplumu kutuplaşma ve bölünmeye götürecek sonuçlar ortaya koymaya adaydır. Çözümü olabildiğince yalın, açık, anlaşılır, toplumsal uzlaşmayı yansıtacak ve demokratik uzlaşmayı mümkün kılacak biçimde üretmek gerekir.”

CUMHURBAŞKANLIĞI KONUSUNDA ÖNERİ

Anavatan Genel Başkanı Erkan Mumcu, mektubunda “Cumhurbaşkanlığı makamının ve siyasal sistemimizin sağlıklı biçimde tanımlanması”yla ilgili. Mumcu bu konuda Başbakana şu önerilerde bulunuyor:

- Geride bıraktığımız yirmi yıl içinde pek çok kısır tartışma ve verimsizliğe yol açan cumhurbaşkanlığı konusunun da demokratik doktrinin icaplarına uygun bir çözüme kavuşturulması gereği vardır.

- Mevcut haliyle yarı başkanlığa benzeyen, ancak seçilme yöntemi, yetkileri ve sorumsuzluk prensibiyle dünyada başka bir örneği bulunmayan bu model, olması gereken biçime dönüştürülmelidir. Birinci yöntem, sistemi gerçek bir parlamenter rejim hüviyetine kavuşturmak ve böylece Almanya’daki örneğine benzer bir cumhurbaşkanlığı modelini benimsemek olabilir.

- Her ne kadar mevcut durumdan daha anlaşılabilir ve kabul edilebilir görülse de özellikle demokratik rejimin çoğulcu ve müzakereci karakteri göz önüne alındığında, temsili demokrasi düzeyinde kalma, çoğunluk rejimine dönüşme gibi riskleri bertaraf edebilecek ve kuvvetler ayrılığı ilkesini daha etkin kılacak bir yöntemin benimsenmesi bize daha doğru görünmektedir.

- Bu ise mevcut uygulamaya Parlamentoyu seçime götürebilme yetkisi ve halka karşı sorumluluk anlayışının yerleştirilmesi, yani cumhurbaşkanının halk tarafından en çok iki dönem için ve iki turlu bir sistemle seçilmesi suretiyle gerçekleşebilir.

"YOLSUZLUKLA MÜCADELE ŞÖYLE OLMALI"

Mumcu’nun üçüncü önerisi ise  “yolsuzlukla mücadele”yi kapsıyor. Bu mücadele çerçevesinde  dokunulmazlıkların sınırlandırılmasına yönelik bir anayasa değişikliği öngörülüyor. Mumcu’nun, Başbakana gönderdiği ve aradan bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen güncelliğini koruyan mektubunu okumaya devam ediyoruz:

- Ana muhalefet partisinin anayasa değişiklikleri konusunda dokunulmazlık sorununun çözülmesini ön koşul olarak ileri sürmesi, öngördüğümüz uzlaşmanın alanını daraltabilecek bir sorun olarak görülmektedir. Oysa hiç kuşkusuz ana muhalefet partisinin de bu uzlaşıya kendi iradesi ve katkılarıyla katılması çok değerlidir.

- Bunun için iktidar ve ana muhalefet arasında uzlaşmazlık noktası olarak görülen dokunulmazlıklar sorununun, yürütme erkini kullananlar bakımından sınırlandırılması yönünde yeni bir uzlaşma ile çözüme kavuşturulması mümkün gözükmektedir. Böylece yasama dokunulmazlığı aynen korunarak, kamu vicdanının da rahatsız olduğu yolsuzluk, suiistimal gibi itham ya da isnatlar karşısında Türk siyasetinin kamu vicdanında aklanmasına imkân verecek bir kapı aralanabilir.

“ACİL VE ÖNCELİKLİ KONULARDIR”

Mumcu, çözüm ve uzlaşma platformunun oluşturulmasının önemine dikkat çekiyor,  Anavatan Partisi olarak getirilebilecek başkaca önerileri de müzakere etmeye ve desteklemeye hazır olduklarını belirtiyor. Mumcu, mektubunu şöyle bitiriyor:

- Seçimlerden bugüne ortaya çıkan Parlamento tablosu, ortaya koyduğu aritmetik dengelerle, bu çözümlere çok yakın olduğumuzu da bize göstermektedir.

- Önemli olan burada değinilen meselelerin ülkenin acil ve öncelikli sorun alanları olduğu üzerinde mutabık olmaktır. Türkiye’nin birliği ve dirliği açısından bu sorunlar ihmal edilemez. Yaşanılan sorunlara ilişkin bugünden geliştirilecek çözümler, önümüzdeki dönemde ülkenin gündemine girmesi muhtemel riskleri de bertaraf etmeye katkı sağlayacaktır.

- Anavatan Partisi olarak bu konuların Parlamento çatısı altında görüşülebilmesini sağlayacak sayısal çoğunluğa sahip olmayışımız nedeniyle, sorunların çözümü yönünde koşulsuz irademizi, taahhüt ve beyanımızı tekrarlamak ve mevcut Parlamentonun tarihi ve vicdanı sorumluluğunu sizinle paylaşmak adına bu çağrıyı yapma ihtiyacı duydum. Meclis çoğunluğuna sahip olma imkanı ile bu sorunları çözme bahtiyarlık ve şerefine -“ortak” demiyorum- “sahip olmak” isteyeceğinize inanıyorum.

 

Kaynak: Editör: Seçil Güler
Etiketler: Mumcu'nun, Erdoğan'a, gönderdiği, mektup, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı