Haber Detayı
25 Mart 2020 - Çarşamba 19:06
 
Prof. Dr. Toprak: Bilmediğimiz bir sebepten buraya baskı yapıyorlar
Yerli tarımın gelişmesi amacıyla kurulan merkezin tarlasına PAÜ Rektörü Bağ'ın talimatıyla dozer girilmesi tepki topladı.
GÜNDEM Haberi
Prof. Dr. Toprak: Bilmediğimiz bir sebepten buraya baskı yapıyorlar

Yerli tarımın gelişmesi amacıyla kurulan merkezin tarlasına PAÜ Rektörü Bağ'ın talimatıyla dozer girilmesi tepki topladı. Prof. Dr. Fevziye Çelebi Toprak, yüzlerce başarılı projeye imza attıklarını anlattı. Toprak, "Hiçbir şekilde bilmediğimiz bir sebepten dolayı buraya baskı yapıyorlar. Tarlanın orta yerinden kazı geçti ve şu anda yan tarafta bir botanik bahçesi adı altında bütün ağaçları kestiler, tamamıyla beton yığını bir alan var, onun foseptik çukurunu bizim araziden geçiriyorlar" dedi.

Pamukkale Üniversitesi’ne (PAÜ) bağlı Tarım Bakanlığı ve AB destekli ‘Yerli Tohum ve Bitki Üretim Merkezi’nin tarlasına Rektör Prof. Dr. Hüseyin Bağ’ın emriyle dozer dalmasına tepkiler sürüyor. Bitki Genetiği ve Tarımsal Biyoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (BİYOM) yönetcilerinden Prof. Dr. Fevziye Çelebi Toprak merkezde 23 Mart 2020 tarihinden beri yaşananları anlattı.

Bu merkeziniz ne zaman ve nasıl kuruldu?
2010 yılında

Tarım Bakanlığı vesilesiyle mi?

Hayır, Tarım Bakanlığı ile bir alakası yok, burası Pamukkale Üniversitesi’ne ait ve YÖK onaylı olarak, 2010 yılında kuruldu ve 2011 yılında, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ve diğer bakanların katılımıyla hizmete açıldı.

‘TÜRKİYE’Yİ TOHUMDA BAĞIMSIZ DURUMA GETİRMEK İSTİYORUZ’

Peki hocam burada ne tür faaliyetler yürütüyorsunuz?

Burada bizim pek çok projemiz var. 1007 projemiz var, Tarım Bakanlığı bizim müşterimiz, TÜBİTAK’la ortak işlerimiz, projelerimiz var. En güncel projemiz, kışlık sebzede bio-teknolojik yöntemler kullanarak, Türkiye’yi tohumda, üründe ve bitkilerde, bağımsız duruma getirmek istiyoruz. Bu proje kapsamında, havuç soğan ve brokoliyi tamamıyla yerli olarak üretmeye çalışıyoruz.
Bundan başka bir de gene güncel bir 1001 projemiz var TÜBİTAK’la, soğan ıslahı ile ilgili. Onun dışında, yurt dışı projemiz var, virüslerden arınmış tohum üretmek için, 12 ülke katılıyor, Türkiye’yi temsilen de sadece bizim üniversitemiz yani merkezimiz var. 300 milyon euro değerinde bir proje bu.

.

Bunun dışında, birçok Erasmus projemiz oldu bitti. daha TÜBİTAK projelerimiz vardı başarılı bir şekilde bitirdik. BAP Projelerimiz var, yurt dışı /içi ulusal ve uluslararası pek çok projemiz var

Burayı, yerli tarımın ve tohumculuğun geliştirilmesine dönük bir merkez olarak tanımlayabilir miyiz?

Zaten öyle kuruldu, amacımız o. Merkezin temelleri 2007 yılında atıldı aslında. Denizli ticaret odasında Avrupa İş Geliştirme ADİGEM dediğimiz bir kurumdan bize bir istek geldi, proje olarak yazar mısınız dediler. Biz de yazdık, yani ben kendim yazdım. İngilizce yazılması gerekiyordu, yurtdışına AB’ye yazılan bir projeydi. Ve 2008 yılında projenin sonucu belli oldu. Proje, başarılı bir şekilde geçti, daha sonra, merkezin kurulabilmesi için, alt yapı projesi, kurumsal altyapı oluşumu ve arazi sera tahsisi gibi işler gerçekleştirildi bu şekilde, merkezimiz 2010 yılında resmen YÖK tarafından onaylandı ve kuruldu. Sonra 2011 yılında da açılışı yapıldı. O zamandan beri başarılı bir şekilde ürünlerimizi üretiyoruz.

Yerli tohum ve tarımın gelişmesine ne tür katkılar sağlayacak bu merkez. Bunu biraz açar mısınız?

Tamamıyla Türkiye’yi özellikle bağımlı hale geldiği, kışlık sebzede, havuç, brokoli, soğan vb. gibi ürünlerde, hiç bir şekilde kimseye hesap vermeden, yani sertifika sorunu olmadan, Tarım Bakanlığı’nın direkt çiftçilere verebileceği, tamamıyla Türkiye’ye özgü olan tohumları üretilmesi amacındaydık.

Kaç tane bitki/tohum için çalışma yapılıyordu?

Soğan, havuç, brokoli ama bu yalnızca bir proje için. Bunların dışında diğer bitkilerimiz var mesela Aronya bitkimiz var, Türkiye’ye Denizli’ye adapte etmeye çalışıyoruz. İnternetten araştırın, bütün dünyada çok önemli bir anti-oksidan olarak kabul görür. Onun dışında bizim zeytinlerimiz var çok farklı çeşitte olan, yeni doku kültüründen ürettiğimiz asma/üzüm bahçemiz var, bademlerimiz var, cevizlerimiz var, değişik eriklerimiz var, sezova bitkimiz var buraya adapte etmeye çalıştığımız. Başka… incir, nar şu anda aklıma gelebilen, bunları sayabiliyorum. bunların hepsinin çalışmalarını yapıyoruz. Yalnızca, brokoli, soğan, havut değil o yalnızca bir proje..

Bunların hem yerli üretimini yapacaktınız hem de tohumlarını üretecektiniz doğru mu anladım hocam?

Tohumları ve bitkileri üreteceğiz, Tarım Bakanlığı da çiftçimize sağlayacak. Bu projede bizim müşterimiz tarım bakanlığı, TÜBİTAK, Kamak projesi kapsamında zaten biz ürünlerimizi ürettik, kendilerine verdik, kendileri çeşit olarak deneme çalışmalarına başladılar zaten.

‘BİTKİLERİ DE ÇOK KÖTÜ ETKİLEYEN VİRÜSLER VAR’

Doku kültüründen ürettik dediniz, nedir bu doku kültürü üretimi.

Doku kültürü çok çok zor bir iştir. Biz, şu anda tek bir hücreden küçücük embriyodan bitki üretiyoruz. Doku kültüründen üretilen bütün bitkiler, çok sağlıklı oluyorlar hastalıktan tamamen arınmış oluyorlar. Virüs özellikle, günümüzün şu anda insanları mahveden virüs var biliyorsunuz, bitkileri de gene çok kötü bir şekilde etkileyen virüsler var. Bitkiyi bir doku kültüründen ürettiğinizde, bitkiler kesin olarak virüsten, mantardan ve bakteriden arınmış olarak, tamamıyla temiz, sağlam ve verimli oluyorlar.

Sizin merkezdeki çalışmalarınızdan biraz da, rektörlükle yaşadığınız probleme gelmek istiyorum. Videolardan anladığımız kadarıyla bir süredir rektörlükle sizin aranızda hukuki bir sorun var gibi görünüyor?

Rektörlükle bizim hukuki hiç bir şeyimiz yoktu, olaylar 23’ünde patlak verdi ama bize uzun süredir mobbing uygulanıyor, elemanlarımız vardı elemanımızı aldılar. Dün itibariyle son elemanımızı da aldılar bu olay olduktan sonra. Bizim rektörlükle daha önce hiç bir şeyimiz yok. Öyle bir şeyimiz olmadı. Kendileri hiçbir şekilde bizim bilgimiz bilmediğimiz bir sebepten dolayı buraya baskı yapıyorlar. Yani bunu nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama öyle.

Daha önce hukuki bir tebligat oldu mu?

Hayır canım, böyle bir şey yok, 23’ünde başladı olaylar 23 Mart 2020’de dün de (24 Mart 2020 b.n.) zaten herkes gördü ne olduğunu.

İki gün içerisinde bunu size söylediler ve yıkım sürecine geldiler? Doğru mu anlıyorum?

Ya iki gün bile diyemezsiniz olayı. Geldiler, bizden izinsiz olarak 23’ünde, bizim tarlamız çerçeveli tellerle çevrili, Denizli İl Özel İdaresi’ne yaptırdık, tamamıyla onlar karşıladı sağ olsunlar. O telleri, Yapı İşleri Daire Başkanlığı gelip kesiyorlar. Bizden izinsiz, bize hiç bir şey söylenmeden, bilgimiz dışında, daha sonra Ali Hocamız (Merkezin Müdürü Prof. Ali R. Alan) oraya gidiyor, böyle bir şeyi yapamayacaklarını onlara anlatmaya çalışıyor, daha sonra Üniversite Genel Sekreteri geliyor… Kendisi işte bir şeyler söylüyor daha sonra polis beyler geldi ve bu durumu durdurdular.

Bu ayın kaçında oldu?

23 Mart 2020’de. Daha sonra dediğim gibi polis beyler gittiler işte oradaki elemanlar, yine geleceklerini söylediler bize. Biz de orada bekledik o gece. Ertesi ayın 24’ünde de zaten sabah 8 civarında gene bizden habersiz girmişler araziye.

Peki buradan kanalizasyon geçirmeye çalıştıklarını duyuyoruz ya da bir şey yapmaya çalışıyorlar. Bu kanalizasyon ya da yapmaya çalıştıkları her neyse biraz daha aşağıdan/yukarıdan ya da sağa sola kaydırılamaz mı? İlla ki sizin merkezin ortasından mı geçmesi gerekiyor?

Tarlanın tam orta yerinden geçirildi bu kanalizasyon şu anda da kazılık zaten biz araziye giremiyoruz. Tamamıyle ortadan kazmış durumdalar hala kazıyorlarmış hatta, kazı devam ediyor. Tarlanın orta yerinden kazı geçti ve şu anda yan tarafta bir botanik bahçesi adı altında bütün ağaçları kestiler, tamamıyla beton yığını bir alan var, onun foseptik çukurunu bizim araziden geçiriyorlar biz üst taraftayız onlar alt tarafta niye böyle bir şeye gerek var anlamıyoruz!

Prof. Dr. Hüseyin Bağ, yerli tohum merkezinin tarlasında kazı başlattı.

Peki isteseler başka bir yerden geçmez miydi?

Bizim arka taraftaki arazimizi değişik amaçlarla kullanmak için planlamalar yapılıyor, bu bahane, buraya kreş yapacaklar diye bir söylenti var… Çünkü gelip hemen o gün tarlayı beyaz taşlarla çizdiler, tarlanın her tarafında beyaz şeyler var…

Burayla ilgili herhalde planları var ki arkada kreş yapılacakmış, müze yapılacakmış, botanik bahçesi yapılacakmış gibi duyumlar aldık yani, tam neden böyle bir şey yapılıyor onu da anlayabilmiş değiliz. 10 yıldır burası işleyen bir merkez, çok da başarılı Türkiye’de de başarılı sayıyla gösterilir, bitki bio-teknolojisi, araştırma üretim olarak tek diyebilirim burası ya da ilklerin içinde. Çok başarılı bir merkeziz.

‘DARP RAPORU ALDIM’

Çok geçmiş olsun hocam, başka eklemek istediğiniz bir şey?

Vallahi şu anda aklıma bir şey gelmiyor, ben biraz da çok yoruldum dünkü olaylardan, her tarafım ağrıyor, darp raporu aldım, olay zaten savcılığa intikal etti. Avukatımızla birlikte dün ifade verdik.

Yürütmeyi durdurma alabildiniz mi peki?

Yok çıkmadı ama durdurma kararı isteyeceğiz.

Kazı devam ediyor mu hala?

Evet, devam ediyor. Maalesef.

REKTÖR BAĞ’IN ADI BİR KEZ DAHA GÜNDEMDE

Pamukkale Üniversitesi Rektörü Hüseyin Bağ, önceki yıllarda öğretmen olan eşi Derya Bağ’ı, İslami İlimler Enstitüsü’ne Enstitü Sekreter olarak ataması üzerine kamuoyu gündemine gelmişti.
Bağ ayrıca üniversitenin eski genel sekreteri Tamer Ceylan hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. Üniversite yönetiminin 7 defa kınama cezası verdiği Ceylan ise mobbing gerekçesiyle karşı dava açmıştı. Ceylan’ın avukatı, geçen yıl aralık ayında mahkemeye sunduğu belgede, rektör hakkında YÖK’ün de soruşturma açtığını belirtmişti.

Kaynak: (HM) - Haber Merkezi Editör: Nejat Özdoğan
Etiketler: Prof., Dr., Toprak:, Bilmediğimiz, bir, sebepten, buraya, baskı, yapıyorlar,
Yorumlar
Haber Yazılımı