Sondakika32.com - Isparta Haberleri
'Kontrollü Darbe' iddiasını Oda Tv çürüttü

Önsel yazısında şu ifadeleri kullandı.

Geçen yılın 15 Temmuz’unda Türk tarihinde bugüne değin görmediğimiz bir darbe daha doğrusu bir kalkışma, sonuçları açısından incelendiğinde ise bir istila hareketi diyeceğimiz vahim ötesi bir olay gerçekleşti. 249 vatandaşımız şehit oldu. İki binden fazla insanımız da yaralandı.

Olan biten gözlerimiz önünde seyretti, gözlerimizin görmediğini de daha sonraki kamera görüntülerinin yardımıyla öğrenme fırsatımız oldu.

Kalkışma, aylar öncesinden Odatv’de yazdığımız yazılarda belirttiğimiz gibi açık biçimde FETÖ’cülerce yapılmıştı. Katılan generallerin ve bir kısım albayın adlarını kalkışmacıların içinde görmek benim için sürpriz olmadı. Hepsi bingoydu. Her şey o kadar açıktı ki…

Hükümet hemen olağanüstü hâl ilan etti. Seri operasyonlar başladı. Kırk yıllık bir süreçte devletin bütün kılcal damarlarına sızan bu melanet yapının hem güvenlik hem de sivil bürokrasiden temizlenmesi için düğmeye basıldı. Bu işlemlerin, KHK’ler çıkartılarak olabildiğince süratli olmasına gayret ediliyordu. Bu da makuldü.

“KERTENKELENİN GÖVDESİYLE DEĞİL DE KUYRUĞUYLA…”

Bu arada yanlışlıklar da yapılıyordu. Olağanüstü bir olay sonrası olabilir, düzeltilir diye değerlendiriliyordu. Bu arada memlekette birlik havası esiyordu. O gece bütün partilere ait milletvekillerinin azımsanmayacak bir kısmı Meclis'e gelerek kalkışmaya karşı durmuştu. İktidarın yetkili ağızları Atatürk, Lozan ve laiklik konusunda topluma rahatlatıcı mesajlar veriyordu.

Birlik havası, olumlu mesajlar kısa bir süre sonra yerini eski söylemlere bıraktı. Fabrika ayarlarına geri dönülmüştü.

Operasyonlarında iyi yürütülmediği ile ilgili kokular da gelmeye başlamıştı. Kertenkelenin gövdesiyle değil de kuyruğu ile uğraşılıyor algısı giderek toplumda güçlü bir olgu olarak karşımıza çıkıyordu.

Bu arada Meclis'te,söz konusu kanlı kalkışmayı araştırmak için bir komisyon kurulmuştu. Ama kalkışmadaki konumları itibarıyla en önemli iki figür olan Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı darbe komisyonun çağrısına icabet etmediler. Kendilerine yazılı soru gönderildi. Onlarda suya tirit cevaplarla bunu geçiştirdiler.

Hatırlarsak, kalkışma sonrası Cumhurbaşkanı kalkışmayı “eniştemden”; Başbakan da “Korumalardan, eşten dosttan öğrendik, MİT Müsteşarı 'bana neden haber vermediniz' sorusuna makul cevap veremedi” demişti. Ortada gerçekten tuhaf bir durum vardı.

Sonrasında gazeteciler tarafından bir soruya Cumhurbaşkanı iki figürü kast ederek, “Dere geçilirken at değiştirilmez” demek suretiyle onlardan memnuniyetsizliğini dile getirmiş, zorunlu bir durumdan bahsetmişti. Bu zorunluluğun ne gibi başka sebepleri vardır, şu an için bilmemiz mümkün değil.

Ancak böylesi hükümeti hatta ülkeyi hedef alan kalkışmayı, saatler önceden haber almasına rağmen MİT Müsteşarı'nın bunu bağlı bulunduğu hükümet yetkililerine bildirmemesi; aynı şekilde Genelkurmay Başkanı'nın olayı öğrendikten sonra aldığı tedbirlerin yetersizliği,hükümet yetkililerine bilgi aktarmaması vb. pek çok tuhaf ayrıntı, aslında siyah ve beyaz renkler kadar net bir olayın üzerinin gölgelenmesine sebep olmuştu.  

Müteakiben, o geceyle ilgili sorunlu, kafa bulandırıcı davranış içindeki iki ismin bir süre sonra görevden alınacağı düşüncesi gerçekleşmedi. Bu, kafalarda soru işaretleri belirmesinin nedeni oldu. Kimse bir anlam veremedi.

Siyah ve beyaz gibi açık olan kalkışma, özellikle bu iki ismin o günkü anlaşılmaz tavırları üzerinden FETÖ’nün manipüle edebileceği gri alanların ortaya çıkmasına sebep oldu.

***

Sonrasında referandum süreci başlamış, özellikle hükümet yetkililerinin kullandığı, karşı tarafı öfkeye sevkedecek ötekileştirici sert dil; rejimin değiştirilerek dikta rejimine gittiği algısı; operasyonların, FETÖ ile ilgisi olmayan muhaliflere yönelmesi; yine operasyonlardaki diğer yanlışlıklar; KHK’larla olması gereken emniyet ve asayişin sağlanması, kamu düzenin korunması çizgisinin dışına çıkıp televizyonlardaki programların kaldırılmasına kadar uzanmasına kadar hayatın bütününe yönelik değişiklere gidilmesi ve daha pek çok nedenden dolayı, toplumun büyük kesiminin nezdinde şimşekler, FETÖ tehdidinden, yönetenlere dönmüştür.

“ALGI YÖNETİMİ YAPTIKLARI EN İYİ İŞTİR”

İşte o andan itibaren FETÖ ve onu destekleyen güçler, kara propagandaya başlamışlardır. Önce "bizim ilgimiz yok" diye giriş yaptılar. Sonra “kontrollü darbe” söylemini geliştirdiler. Özellikle sosyal medya üzerinden bunu yaydılar. Algı yönetimi yaptıkları en iyi iştir.

Pek çok sahte hesap açtılar. Bunların büyük kısmı Atatürkçü, milliyetçi hatta sol görünümlüdür. Buralardan yalanı öyle kontrolsüz biçimde yayıyorlardı ki, hesapların genel söylemlerinden, bunların gerçekten Atatürkçü veya milliyetçi veya sol/sosyalist olduğunu düşünen insanlar, hükümetin uygulamalarına da duydukları öfkeden dolayı buradan pompalanan yalanlara kolayca inanıyorlardı.

Söz konusu hesaplar gri noktalara yaptıkları vurgularla da yalanlarının doğru olduğu algısını iyice yerleştiriyorlardı.Son zamanda yurt dışında Mart 2016’da yani darbe olmadan 4 ay önce “Türkiye’de darbe olursa, ABD, darbeyi yapanlarla çalışır” diyen M. Rubin, FETÖ’cülerin hazırladığı bir rapor yayınlıyor ve “kontrollü darbe” diyordu.

FETÖ’cülerce pek çok görsel hazırlanıyor, sahte hesaplar üzerinden servis ediliyor, sosyal medya üzerinden çoğu halisane duygular içindeki insanlar tarafından bunlar süratle yayılıyor. Bu durum hız kazanarak devam ediyor.  

"Kontrollü darbe" söylemi, büyük yalanlara dayanan kara propaganda alttan alta çok mesafe katetti.

***

Peki, kontrollü darbe ile ne denmek isteniyor, kontrollü darbenin şartları oluşmuş mu?

Denilmek istenen, birilerini tasfiye etmek isteyen devlet (hükümet de diyebilirsiniz), bunları kışkırtarak böylesi bir kalkışmaya zorladı, sonra hepsini suçüstü yakaladı ve bundan istifadeyle de onları tasfiye etti. Onların yanı sıra devletteki uzantılarını da temizlemeye başladı.

Bir kere böyle bile olsa bu karşı tarafı masum göstermez. Ancak böylesi bir durum var mı ona bakalım. Kontrollü darbe deyince asgari ne olması lazım? İki taraf. Biri darbeyi yapan, diğeri kontrolü yapan.

Peki, kim güçlü olmalıdır? Herhalde kontrolü sağlayacak olan. Hem de risk olmayacak kadar diğerinden güçlü olmalıdır.

Burada nasıl bir durum vardır, bilgilerimin ışığında örnekle anlatmaya çalışayım.

Mike Tyson. Ağır sıklet eski boks şampiyonu. Bir tarafta onun, diğer tarafta 60 kiloluk boks bilmeyen bir adamın olduğunu düşünelim.

Mike Tyson, 15 Temmuz gecesini düşünürsek kimi temsil edebilir? Hiç uzatmadan ifade edeyim ki kesinlikle o gece kalkışma yapanları.  

Neden diyebilirsiniz? Açıklayayım. Çoğunu tanıdığımız generallerin %50’si bunlardan. Görev yaptıkları yerlere baktığınızda hepsi kritik yerlerde. Bir iki istisna hariç Türkiye’deki bütün tugaylar, deniz ve hava üs komutanları bunlardan. Başta Genelkurmay karargâhı olmak üzere, bütün kuvvet karargâhları kontrollerinde.  

Düşünün ki, kurmay subayların ve pilotların dörtte üçü FETÖ’nün emrine bakar durumda.

Karşıdakiler hem azınlıktalar hem de örgütsel bir tavır ve dayanışmaları yok. Devlete hizmetten başka bir şey düşünmeyen, ayrıca FETÖ’cüleri çoğunlukla tanımayan kesimden oluşuyorlar.

Hükümetin elinde başka hangi silahlı güç var?Emniyet teşkilatı. FETÖ’nün en hâkim olduğu yapılanmalardan. Temizlik yapılsa da binlercesi sistemde. En vurucu elemanları polis özel harekât. O da Türkiye’nin her tarafına dağıtılmış kendi görev alanlarında. Zaten ellerindeki silahlarla orduya karşı durmaları mümkün değil.

Durum bu! Şimdi iki kuvvet varsa bunlardan hangisi Mike Tyson’ı temsil ediyor? Çok açık ki hain kalkışmayı yapanlar.  

Peki, o zaman soralım 60 kiloluk adamın Mike Tyson’ı kışkırtıp, kendine saldırtıp sonrasında da evirip çevirip dövmesi mümkün mü? Cevap vermeye sanırım gerek yok!

“PLANIN AÇIĞA ÇIKTIĞINI ANLAYINCA…”

Ee o zaman neden başarısız oldular? Tabi bunu önce onlara sormak lazım. Ama gördüğümüz kadarını cevaplayalım. Planın açığa çıktığını anlayınca apar topar harekete geçtiler. Operasyon yapanlar bilirler ki, bir planda küçük değişikler bile sonucun çok farklı seyretmesine sebep olabilir. Saat 03.00’te herkes yatağında mışıl mışıl uyurken yapılacağı, bu anlamda fazla direnç görmeyeceği varsayımıyla hazırlanan bir harekâtın acele biçimde öne alınması dengeleri alt üst etti.

Öncelikle birbirinden habersiz, FETÖ’nün nemenem bir yapı olduğunu, ordudaki yapısını bilen pek çok asker, bunlar harekete başlayınca kimseden emir almadan direnç gösterdiler. Düşünün 150 FETÖ’cünün basıp ele geçirdiği Jandarma Genel Komutanlığı karargâhına giden 6-7 jandarma personeli onların kimyasını bozmayı başarmış, birkaç keskin nişancıyla da 8 civarında kalkışmacı öldürülmüştür. Böylece motivasyonları zayıflatılarak hareket etmelerinin önüne geçilmiştir.

İki yüz civarında tankın bulunduğu Etimesgut Zırhlı Birlikler Komutanlığında bir kısım asker çoğu tankı arızalandırmış, kalkışmacılara direnmiş ve iki tank dışında birlik dışına çıkan olmamıştır. Sadece Mamak’taki birlikte bulunan 30 kadar tank ve ZPT’ler Ankara’ya çıkabilmiştir.

İstanbul’da zırhlı araçların bulunduğu Hasdal ve Kartal’daki birliklerde de bir kısım asker kalkışmaya karşı koymuş, hatta şehit olmuşlardır. Ama en azından zırhlı araçların epey bir bölümünün dışarı çıkmasını engellemişlerdir.

Mesela nakliye uçağı kullanan bir pilot, Malatya’daki hava üssünden savaş uçağı kalkmasın diye uçağını piste çekmiş ve oradan kalkışları engellemiştir. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Evet, sözde kontrol eden tarafın başlangıçta,kendi başına hareket eden askerlerden ve bir kısım polisten başka gücü yoktur. Saat 00.30’dan sonra da silahsız halk.

Esas kontrollü darbeyle ilgili can alıcı soruyu soralım. Bakın kalkışmacıların komuta kontrol merkezi Akıncılar…

Madem bu kalkışmayı karşılayacak bir karşı güç var, bu gücü yönlendirecek, yani karşı harekâta komuta edecek kontrol merkezi nerede?

Cevabı olan varsa versin!

ERDOĞAN’IN UÇAĞI NEDEN VURULMADI?

Yazıyı çok daha fazla ayrıntı vererek uzatıp, okuyanı daha fazla sıkmak istemem. En iyisi sosyal medyada bu kara propagandayı yapanların gerçeği yansıtmayan varsayımlarla kafa karıştırdığı sorulara cevap verelim.

1.   Ölenlerin otopsileri neden yapılmadı? Doğru değil. O gece can veren insanların hepsinin otopsisi yapılmıştır.

2.   Neden o gece kullanılan silahların balistik incelenmesi yapılmamıştır? Gerçek değil. O gece ele geçen binlerce silahın incelemesi yapılmıştır. Raporlar ortadır. Bizzat gördüğümü ifade edeyim.

3.   Neden askeri öğrencilere mermi dağıtılmadı? Bu da yanlış. Kesin bildiğim bir olayı aktarayım. Menteş’te eğitim kampında bulunan Kara Harp Okulu öğrencilerine bizzat Okul Komutanı Kurmay Albay Enver Topal’ın emriyle depodan 100’er mermi dağıtılmıştır. Bu ifadelere de yansımıştır.

4.   Havada uçan uçaklar neden düşürülmedi? O emri verecek Eskişehir’deki Hareket Merkezi Komutanı Tuğgeneral FETÖ’cü. Pilotlar kendi kafalarına göre uçacak halleri yok! Zaten güvenilir personel sayısı o kadar az ki. Sabaha karşı İstanbul’dan karayolu ile gelerek üsse ulaşan birkaç havacı general saat 06.00 civarı ancak karşı uçak kaldırabiliyorlar. Hatta onlar da gelip Akıncılar Üssü’nün pistini vurarak oradan kalkışların önüne geçiyorlar.

Ayrıca meskûn mahal üstünde düşürülecek bir uçağın, düştüğü yer itibarıyla ne kadar can kaybına sebep olacağını da herkes biraz düşünsün. Şehrin üzerinde uçuyor bu uçaklar. Bu soru temelden yanlış.

5.   Darbe girişiminden bir saat önce kum dolu kamyonlar neden kışlaların önüne çekildi? Bu kadarı yalan olur. Öyle bir şey yok. Çıplak gözle gördüğüm, en azından Ankara için, böyle bir şey olmadı. Ancak halk sokağa indikten sonra, yani kalkışma başladıktan sanırım 6 saat sonra filan o kamyonlar nizamiyelere çekilmeye başlandı. Aslında tanklara karşı da bir engelleyiciliği yoktur o kamyonların.

6.   450 uçağımız var neden 5 uçak kalktı. Bir kere 350 civarında uçağımız olduğunu söyledi sistemdeki arkadaşlar. Ayrıca 5 değil 20 uçak kaldırıldı. Zaten bu uçakların birkaç tanesi bazı özel yerlerin bombalanmasında kullanıldı. Amaç, şehir üstünde ses üstü alçak uçuş yaparak korkutmak, baskı altına almaktır.

Gece olması sebebiyle şehir üstünde çok alçak uçmak ancak usta pilot işidir. Bakıldığında o gece uçan pilotların ağırlıkla yüzbaşı ve binbaşı olduğu görülecektir ve 25 usta pilot söz konusu uçakları uçurmuştur.

7.   Cumhurbaşkanın uçağını neden vuramamışlar? Vuramazlar, çünkü o uçağı hem de gece tanıma şansları yok. O anda İstanbul semalarında ama havaalanına inecek, ama transit hava yolu olarak İstanbul semalarını kullanan ve değişik irtifalarda uçan,ortalama 100 uçak havadadır. Havadaki bir uçak ister yolcu ister savaş uçağı olsun bir başka uçağı görse bile tanımlaması imkânsızdır. Cumhurbaşkanının uçağı da bir yolcu uçağı hüviyetindedir. Merak eden bunu benim yaptığım gibi bir pilottan öğrenebilir.

8.   Cumhurbaşkanı olayı biliyordu, onun için Marmaris’ten çoktan ayrılmıştı. Ne diyelim, ayrıldığı saat belli. Kamera kayıtları mevcut. Zaten dava dosyasına yansıdı. İddianamede yazılı. Bunun gizlenebilir bir şeyi yok ki. İncelediğinde kolaylıkla ortaya konulabilecek bir şey!

9.   FETÖ’cülerin yurtdışında oldukça inandırıcı argüman ve görsellerle hazırladıkları "meclis bombalanmadı, içerden TNT ile patlatıldı" iddiası.  

Maşallah, birçok insanın mal bulmuş mağribi gibi atladığı sosyal medyada paylaştığı algı operasyonunun, bu kara propagandanın çürüklüğünü ortaya koyalım ve insanımızın ne kadar kolay etkilenebildiğini de görelim.  

Öncelikle ifade edeyim en fazla kabul gören, ama en komik iddia bu! Çünkü bu bombalamayı ben ve Ankara’da meclise yakın oturan herkes çıplak gözle gördü. CHP Milletvekili Fikri Sağlar, 18.07.2017 tarihli ve 15 Temmuz ve sonrasıyla ilgili kaleme aldığı “Vücut Dili” isimli yazıda uçak bombalamasından bahsediyor.  

Dahası o geceki televizyon arşivlerine girin o görüntülere ulaşabilirsiniz. Bombalayan pilotun, komuta kontrol merkeziyle konuşmaları var. İsmi belli. İfadesi var! Her şey bu kadar aleni.

Bu kadar açık bir şeye bile halkımızın kolaylıkla inanabildiğini görmek gerçekten üzücü. İnsanlar bu hale getirilmiş demek ki!

Ancak burada bir gerçeği ifade edeyim.

FETÖ’cü algı ustalarının yararlanmaya çalıştığı şey şu:

Bombalanan yer meclisin bahçesidir, binanın içi değil.

Sebebi de saat 02.00 sıralarında bütün partilerin bir kısım milletvekillerinin meclise gelerek darbeye karşı çıktıklarını açıklamaları oldu. Bunun üzerine milletvekillerini korkutmak ve baskı altına alarak seslerini kesmelerini sağlamak için yapılan bir eylemdir bu. Saat 02’den sonra iki sorti yapılmış, ilkinde 1000 kg, ikincisinde 2 tane 500 kg’lık bomba atılmış.

Meclis binasının o bölümünde meydana gelen hasar işte bu bombaların parça tesiriyle oluşmuştur.  

Burada da abartı hastalığımız depreşmiş, Başbakan “Meclise nüfuz edici bomba bile attılar” gibi gerçekle ilgisi olmayan bir laf edince, buradan faydalanarak nüfuz edici bombanın yıkıcı etkileriyle, meclisteki harabiyeti kıyaslayan bir görsel hazırlamışlar. Bu görsel, sosyal medya üzerinden bana bile yüzlerce adresten gönderilmiştir.

Ama görüldüğü gibi bu tür altı boş ve kolay çürütülebilecek propagandalara atlarsak FETÖ’nün ekmeğine yağ sürmüş oluruz. Sonra itham ettiğimiz de karşımıza çıkar bunu kolayca çürütür ve madara oluruz.

Onun için FETÖ’nün bu tür algıya dayalı kara propagandalarının hizmetkârı olmayalım derim.

“TOPLUMU GERMEYE SON VERİN”

Son sözlerim önce iktidara; bir an önce şu gri alanların aydınlanmasını sağlayın. Yoksa bir gün gelir algı, gerçeğin yerini alır. Toplumu germeye son verin. Operasyonların sulanmasının önüne geçin, siyasi ayağının ne kadar güçlü olduğunu; bunun önemli bir kısmının sizin içinizde bulunduğunu en iyi siz biliyorsunuz. Hem siyasetçilerde hem yüksek bürokratlarda sanki hiç FETÖ’cü yokmuş gibi davranılması insanların artık çocukça iddialara bile inanan bir nevi cinnet halinde yaşamasına sebep olmaktadır.

Sistemi değiştirmeye dönük refleks olarak algılanan uygulamalardan kaçının. Emperyalizm iç çatışma planını yapmış görünüyor. Bu ancak birliği sağlayıcı uygulamalarla önlenebilir. Bu öncelikle sizin görevinizdir…

Sonraki sözlerim de muhalefete; Muhalefeti doğru yerden yapmak gerekir. Çürük yerden tutarsanız tuttuğunuz elinizde kalır. Bu da aleyhinize olur. Kolaylıkla çürütülecek argümanlara sarılmanıza gerek yok. Gri alanların netleşmesi için doğru kavramlar kullanarak muhalefet edin!

Ve unutmayın FETÖ ile mücadele iktidara bırakılmayacak kadar önemlidir. Onu sakın rakibinize karşı kullanmak için bir araç falan görmeyin. Bu tarantula ile çuvala girmeye benzer. Sokulmak mutlaktır. FETÖ önünü açanlara bile neler yapmaya kalktı. Size neler yapmaz…

Hem bakın Fetullah Gülen, Mısır’da yayınlanan El-Yevm gazetesiyle yaptığı söyleşide;darbe girişimini "ulusalcı laik bir kesimin yapmış olabileceğini" söyledi. Yani o bile “kontrollü darbe” söylemini bırakmış bir başka evreye geçmiş…

Bilmem anlatabildim mi?

Mustafa Önsel

Odatv.com







Gündem  KATEGORİSİNDEN HABERLER

10 il nüfusundan fazla insan cezaevinde

10 il nüfusundan fazla insan cezaevinde Cezaevlerindeki mahkum sayısı 10 ilin nüfusunu geçti. Çocuk ve kadınların sayısında da büyük artış yaşandı.

Akşener, Menderes, Zorlu ve Polatkan'ı dualarla andı

Akşener, Menderes, Zorlu ve Polatkan'ı dualarla andı Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, 27 Mayıs Darbesi'nin ardından Yassıada yargılamaları sonrası ...

Okutan: Atı alan Üsküdar'ı geçtikten sonra hiçbir anlamı yok

Okutan: Atı alan Üsküdar'ı geçtikten sonra hiçbir anlamı yok Isparta Milletvekili Nuri Okutan, hükümetin Kerkük tutumunu eleştirdi. Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan O...

İşte büyükşehir olacak 30 il

İşte büyükşehir olacak 30 il Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe'de AK Partili milletvekilleri ile bir araya geldiği görüşmede "Büyükşehir olmak ...

Bunu yapanın ehliyetine el konulacak

Bunu yapanın ehliyetine el konulacak Trafik Güvenliği ve Karayolu Yolcu Taşımacılığı Çalıştayı'nda konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 'Kırm...

Balkanlıoğlu: 'Tesettürsüz kadınları gelen öpsün, giden yalasın!

Balkanlıoğlu: 'Tesettürsüz kadınları gelen öpsün, giden yalasın! İsmailağa Cemaati üyesi, Metin Balkonlıoğlu'nun yaptığı konuşmada, tesettür giymeyen kadınlar için kullandığı i...

Yorumsuz

Yorumsuz Yorumsuz

Bayram tatiliyle ilgili karar verildi

Bayram tatiliyle ilgili karar verildi Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, bayram tatilinin 10 gün olacağını açıkladı.

Saray Bahçeli’nin 'seçim barajı yüzde 7'ye insin' talebini reddetti!

Saray Bahçeli’nin 'seçim barajı yüzde 7'ye insin' talebini reddetti! Yeniçağ yazarı Ahmet Takan gündeme bomba gibi düşecek kulisleri yazdı.
Havva Dinçtürk Havva Dinçtürk
Soğuk Su Kanser Yapıyor
Yılmaz Can Yılmaz Can
KİN, İNTİKAM, GURUR

ANKET

CHP İl Başkanı Eyüp Ersoy'u başarılı buluyor musunuz?




Tüm Anketler

  •  
  •  

  • Son 7 gün haber eklenmedi.

  • Bu ay haber eklenmedi.
Ekstrafikir.com - Haber Sitesi Kur - Ücretsiz Haber Sitesi