Sondakika32.com - Isparta Haberleri
Yılmaz Can

Yolumuz Kur’an ve Sünnet Yolu

06 Mart 2016, 19:15

Yılmaz Can


بسم الله الرحمن الرحيم

الحمد لله رب العالمين

والصلاة والسلام على أشرف الأنبياء والمرسلين

سيدنا محمد وعلى آله وصحبه أجمعين

 

Allah'ı referans almayan her ilim safsata ve ateistliktir. Bu ilim dalı ister üroloji olsun ister jeoloji olsun, ister anatomi olsun, ister astronomi olsun, fark etmez.

Dünyada hangi ilim varsa hepsi Allah'ın ilmine bağlıdır. Allahu Subhânehu ve Teâlâ'dan ayrı düşünülemez. Eğer ki bir ilim Doğa ve Evrimle izah ediliyorsa, hepsi küfürdür, dinsizliktir, sapıklık ve kâfirliktir. Âlemleri yaratan Allahu Subhânehu ve Teâlâ'dır. Bunu görmemek hem Dünya körlüğü hem Âhiret körlüğüdür.

İslamî ilimlerin müzâkeresini yapabilmek basit bir hâdise değildir. Bir ismin önünde Profesör-Doçent vb. unvanlar olması İslâm hakkında atıp tutma ve kafaya geldiği gibi yorum yapıp konuşmayı icap ettirmez. Kimse mecburiyetten ve mes'uliyetten kaçamaz. Kur'ân-Hadis, Sünnet ve 1400 senedir meşhur İslam âlimleri refarans olarak alınmadan ağız açmak nâdânlıktan başka bir şey değildir. Fakülteler bitirmek cehâleti izâle etmez.

 Ölçümüz Kur'ân ve Sünnet'tir (hadislerdir). Şahsî kanaat ihdâs etmek şeytanlığın daniskasıdır. Eğer ki bir şahıs İslâm,  din ve maneviyat hakkında konuşacaksa, bu kişi kim olur sa olsun takip etmesi gereken yol ve metod şudur;  önce Kur'ân âyeti, sonra açıklayıcı hadîs söylenir... Daha sonra herkesin hakkında ittifak ettiği muteber İslâm âlimlerinin eserlerindeki izahatlardan bahsedilir. 

 Meselâ bir husus hakkında âyet ve hadis okuduktan sonra, konuyla ilgili fıkhî kaideleri açıklamak için İmam-ı Azam Ebu Hanife ve diğer üç müçtehid imamın fıkhî görüşleri belirtilir. Bunlardan sonra daha da tafsilata girmek isteniyorsa İmam gazali, İmam Rabbani gibi meşhur ve muteber âlimlerin eserlerindeki detaylardan bahsedilir, bunlardan referans alınır.  

 Amma hiç bunlardan bahsetmeden şahsî kanaat serdetmek tamamen lüzumsuz, enaniyet dolu ve hatalı bir yoldur. Dinde söz söyleme yetkisi Allahu Subhânehu ve Teâlâ'nındır. Ayrıca Allah bu yetkiyi Rasulullah Efendimize de bahşetmiştir. Peygamber Efendimiz de Allah'ın kendisine vahyettiği şeyler hâricinde hevâdan tek bir kelime konuşmamış ve hareket etmemiştir zaten.

Din ve İslâm ilimleri hakkında fikir beyan etmek isteyen kişi sırayla âyet-hadîs okuduktan ve müçtehid imamların görüşlerini belirttikten sonra konuyla ilgili olarak tefsirlere ve hadîs şerhlerine de müracaat etmelidir. Meselâ bir Hasan Basri Çantay, Bir Fahreddin Râzî, bir İbni Kesir, bir Elmalılı Hamdi Yazır tefsirini kaynak belirtmeden kafadan konuşmak edepsizlikle iştigal eder. İbni Kesir Fahreddin Râzi gibi büyük âlimlerin yanında sizin Prof, Doçent unvanlarınız on para etmez. Metod tektir. Bu metodun hâricindeki tüm fiil, davranış ve söylemler sapıklıktır, cahilliktir, edepsizliktir. Eğer bunlar kasıtlı yapılıyorsa da, cehâletten de öte şeytanlıktır, dalâlettir, İslâm dâiresinden çıkmakla eşdeğerdir.

"Benim kanaatime göre", "Bana göre" "Bence", "Ben öyle düşünüyorum ki" diyerek başlanılan sözler apayrı bir din icat etmekten başka bir şey değildir. Ehl-i Sünnet yolunun dışında  atılan her adım kişilerin kendi şahsî dinlerini kurmaları mânâlarına gelir. Bu iş haktan, hakikatten, sırat-ı müstakimden ve dolayısıyla da cennetten uzaktır.

 

İslâmiyette söz söyleme hakkı Hakk'a âiddir. Peygambere âiddir. Peygamber de Allah'ın sözünü söylemekle mükelleftir. İmamlar da, âlimler de Allah'ın kelâmını ve Rasul'ün sünnetini söylemekle mükelleftir. Tâ ki bizler de Allah ve Rasulü'nün sözlerini beyan etmekle mükellefiz. Velev ki şahsî kanaat ihdas eden ve yeni bir yol açan olursa, İslâm'dan ayrı bir bâtıl din kurmuş olur. Tıpkı Bahailik, Alevilik, Kadıyânilik, Kur'âniyunculuk, Vehhâbilik, Hâricilik gibi İslâm'dan uzak, Ehl-i Sünnet'in dışında sapık bir fırka açmış olur.

 Bu yolları ve fırkaları açanlar ve bunlara tâbi olanlar şeytanın evliyalarından başka bir şey değildir. Hakk yol, hakikat yolu Ehl-i Sünnet'tir. Ehl-i Sünneti bırakıp, Allah'ın ve Rasulü'nün sözünü bırakıp cemaat vb. liderlerinin sözlerini esas alanlar da Allah'a şirk koşmuş ve liderlerini Ruhban addetmiş olur. Ruhbanlık, Alevi dedeliği, Şia imamlığı vb. şeyler haramdır, küfürdür, şirktir.

Bunları ihdas edenler ve bunların peşinden gidenler mürted olmuşlardır. Tevbe edip yeniden iman ederek Ehl-i Sünnet'e dâhil olanlar ve sadece Allahu Teâlâ'nın, Allah Rasulü'nün sözünü dinleyenler kurtulabilirler. Bunların dışındakilerin alayı mahşer meydanında çok şaşıracaklar. Onları acaib bir sürpriz beklemektedir. O gün onların umdukları dağlar hep karlı olacaktır ve karların içine batacaklar ve biteceklerdir. 

Necm Suresi 3 ve 4. ayetlere göre Rasulullah Efendimiz (s.a.v.) kendi kanaatinden asla konuşmamıştır. Onun söyledikleri vahiyden başkası değildir. Yolumuz Kur'ân yoludur, yolumuz Ehl-i Sünnet yoludur. Yegâne fırka-i necat, yegâne kurtuluş yolu Ehl-i Sünnettir. Ölmeden önce itikadımızı sahih yapmazsak buihmalin veya bu inadın faturasını çok pahalıya öderiz. Bu sözler bir şaka değildir. 

 

Yılmaz CAN

Emekli Başsavcı 

 

3-Ve (o, nefsinin) arzu(sun)dan konuşmuyor!

4-O (söyledikleri) bildirilen vahiyden başka bir şey değildir.

 

Bu makale 16667 defa okunmuştur.

Havva Dinçtürk Havva Dinçtürk
NASIL GÖZ KIRPTIĞINIZI
Yılmaz Can Yılmaz Can
ABD DÜNYAYA BELÂ VE ZULÜM MAKİNESİ

Thebaykus.com - Haber Sitesi Kur - Campus Tasarim - Havadanhaber.com