Sondakika32.com - Isparta Haberleri

LİDER TÜRKİYE

06 May?s 2016, 23:24




    Lider bir hedef, bir ideal, bir bayraktır. Bu bayrağı nasıl açacak, nasıl hedefe ulaşacağız. Öncelikle kökü mazide olan âtiyiz. Kökümüzde çok lider olmuş, devlet kurmuşuz. Dört bin belki beş bin yıllık tarihimize bakarsak Mete'den Atilla'ya, Bilge Kağan'dan Gültekin'e, Cengiz Han'dan Osman Gazi'ye, Çağrı ve Tuğrul Beyler'den Fatihe, Cengiz'i durduran Harzem Şah'tan tâ Abdul Hamid’lere kadar büyük liderlerle lider devletler kurmuşuz.

    Sözümüz Büyük Okyanus'tan Hint Okyanusuna, Atlas Okyanusundan Avusturalya kıyılarına kadar geçen bir milletin Türkiye adıyla son temsilcisiyiz , sonuncu değiliz. İşte Asya’da Avrupa’da arkamızdan bir çokları geliyor. Kılıç asrı bitti, ilim asrı hatta ilimin iki bininci yılındayız. Kılıçla değil ilimle koşup iki binli yılın asırlarını ilimle aşacağız. Her güne ilimle sahip olacağız. Amerika'yı tekrar keşfetmeyeceğiz, her an maziye bakacağız hem de ilerdekileri göreceğiz, beş bin yıldır lider olmuş bir millet niye sonuncu olsun, nerede hata yapmışız, ona bakacağız. Bir zamanlar neslimiz nasıl lider devlet lider millet olmuş; lider devlet lider millet olanlar nasıl olmuş onlara bakacağız. Geçmişe bakarsak; kaynaşmış bir milletin destanlarını incelersek hepsi Ata, hepsi Baba idi, liderlerin, halk evlatları idi.  

Bütün halk birbirinin kardeşi idi, öz üvey ayırımı yoktu,  bir gaye uğrunda hepsi hedefe kitlenir, sengi mezarı (mezar taşı) çıksa yolundan çevrilmezdi. İstiklâl savaşı öyle kazanılmadı mı?    

    Iraz Bacı, Ayşe Bacı, Kezban Bacı top mermisi taşıyor… Sırtındakı örtüyü bir çocuk gibi sarıyordu mermiye, kendi kendisi titrese de, ıslansa da. İşte bu ruhu yakalamak, bu gayretle yola çıkmak gerek. Onun için bu toprağın çocuklarını sevmek, bu toprakların değerlerini sevmek, kucaklamak, bu ruh ölmeden, parçalanmadan sarılmak gerek.

   Selçuklular beylerine boşuna Atabey dememişler. Bu toprakların çocuklarına bir baba, bir Atabey olmalıyız. Baba evlatlarına sevgiyle, şefkatle bakar, güçlüsünü firenler, zayıfını kollar, hastasına bakar, yemez yedirir, giymez giydirir. O baba âdildir, kesesini doldurmaz, gecesi gündüzüyle evlatlarının derdiyle yanar, çare arar esmeri, beyazı, sarısı hepsi onun evladıdır. Konaklarda, kâşânelerde oturmaz.

Bu toprağın değerleri onun değerleridir. Bu topraklarda bulunanlar hiçbir ayrımsız onun çocuklarıdır. Hepsini sever, görür gözetir, bakar. Zayıfı güçlüye ezdirmez, hiç birini hor hakir görmez, hepsini kucaklar.

Lider Türkiye böyle bir ideal. Bir baba ve ana kucağı idealidir. Hepsini kucaklar, hepsini sarar, çünkü töremiz böyledir, biz hep bu idealle lider devlet, lider millet olduk. Asırlarca her milleti kardeşçe şefkatle idare ettik. İşte çekildiğimiz topraklar şu an kan, ateş, şiddet, gözyaşı ile dolu. Hiçbiri halkına baba olamadı. Hepsi demir yumruk olma hevesinde idi. Bin parçaya bölündüler.

Yöneticilerimiz halkın hâdimi (hizmet edeni) olacak, hâkimi (Ezen yönetici) olmayacak. Her inanç, her din, her düşünce saygı değerdir. Ancak, Hakk dîn ve ehl-i Sünnet yolu elbette tek yolumuzdur. Diğerlerine saygı görevimizdir. Lider bir hâkim değil, bir hakemdir, yanlışı doğruyu görür. Lider Türkiye âdildir, zayıfı güçlüye ezdirmez, o sever şefkatlidir ama âciz değildir.

Zayıfı kollar, güçlüyü durdurur. Çalışanın önünü açar. Bu topraklarda  topyekün, bu vatan için çalışma zemini hazırlar, bütün halkı koşarak sevgiyle çalıştırır. Halkı hedefe kilitler, bu hedef dünya liderliğidir. İslâm’da sevgi kutsal bir değerdir. Halkın bütün bireyleri  birbirini ve devletini sever , fedakârca çalışır.

Devlet halkını bir ana şefkatiyle sever, baba şefkatiyle idare eder, bu günün lider devletlerinde bu sevgi bu şefkati yeteriyle bulamazsınız. Ancak gerçek lider devlette  bütün işverenler işçisine bir baba, bir anadır. Sevgi ve şefkatin meleğidir. İşçinin sağlığı, geçimi, hayatı, her hâli onun derdidir. İş yeri onun ocağıdır. İşçi sevgiyle çalışır. Korkuyla, otorite ile değil. İş veren ve işçi işyerini birlikte yükseltir. Her işyeri devletin bir küçük hücresidir. O hücre sağlam olursa devlet sağlıklı olur, bütün halk sağlıklı olur. Devlet bu sevginin ortamını hazırlar. Kimsenin lokavt, grev aklına bile gelmez. Her iş yerinde bir kurultay oluşur. İş veren ile işçi her yıl oturur işyerinin imkanlarını bir evlat bir baba gibi karşılıklı tartışır, varsa bir fazla paylaşır, az nasıl çok yapılır birlikte düşünüp birlikte çare aranır.

Hatalar varsa sevgiyle ortaya konup bir bir sayılır, ileri gitmenin gerekleri bulunur, kavga yok sevgi vardır, çünkü işyeri baba ocağıdır, o tüterse hepsi faydalanır, sönerse hepsi zarar görür. İş yerinde güç yarışı yoktur, bindiği dalı kesmek de yoktur. Eşit sayıda işçi ve aynı iş kolu, işverenler kurultay oluşturur. İstekler imkânlarla bağdaştırılır. Bunların üzerinde işçi işveren hakem heyetleri oluşturup son sözü söyler, işkolu içinde zayıf kalıp geriye gidenler tartışılır.  Hata nerde, bir bir tespit edilir.  Hatalı işçi uyarılır. 

Japonya    buna örnektir. Her fert doğuştan iş ve sağlık, gelecek, ihtiyarlık güvencesiyle doğar, kimse sokakta kalıp dilenmez. Her şehirde her mahallede mahalle meclisi, bu mecliste her apartman yöneticisi, her yüz konut için her konut temsilcisi bir reyle temsil edilir. Aralarından seçecekleri bir başkan yedi, yönetici ile mahalli idaresi kurulur, mahalle halkının her konutu için bir dosya açılır, her konutun nüfus ekonomi, geçim, sağlık, eğitim ve sosyal durumları tespit edilir. Her yüzlük konut (duruma göre otuz, kırk, elli de olabilir) temsilcisi ve apartman yöneticisi hazırladıkları dosyaları mahalle idaresine verir. Mahalle meclisi her ay bir kere toplanıp yönetimi denetler. Mahalle meclisinin toplanması için her mahallede özel mahalle idare merkezleri inşa edilir, bu, belediye ve halkın karşılıklı yardımlaşması ile olur. Mahallenin fakirleri, zenginleri ve ihtiyaç sahipleri, hastaların, sakatların, bakıma muhtaçların listesi çıkartılır. Mahalle idare heyetinin aldığı bilgilere göre her konuta bir yardım aidatı takdir edilir. Bunlar temsilcilerle toplanır, mahalle yönetimine verilir. Öncelikle “Komşusu açken tok yatılmaz” prensibine göre mahallenin fakirlerine, durumu iyi olanların yardımı sağlanır. Gönüllü mahalle sandığı kurulup buradan gerekli garantiler alınıp, kredi verilir.

Her türlü mahalli dayanışma, mahalle idaresi  tarafından yapılır. Mahalle yeşillendirilir, güzelleştirilir. Mahalleler birbirleriyle yarış hâline getirilir. Otokontrol sağlanır. Mahalle temsilcileri aynı zamanda şehir meclisini oluşturur. Şehir, sosyal yönetim kurulunu ve şehir temsilcisini seçer. Şehir yönetim kurulu mahalleler arasında koordinasyonu sağlar. Şehir temsilcisi, zengin mahallelerden, fakir mahallelere sosyal yardım ulaştırır.

Belediye, özel idare, valilik şehir yönetimiyle işbirliği hâlinde çalışır. Şehir sosyal yönetiminin tespit edip aciz kaldığı ihtiyaçları sağlar. Bu şekilde hiç bir fert sahipsiz, bakımsız, eğitimsiz kalmaz. Halk tam bir organize toplum olur, yığın olmaktan kurtulur. Bugün halk yığınlar hâlindedir. Kimsenin kimseden haberi yok, herkes bir birinden kopuktur.

Bu teşkilat ilçelerde, beldelerde, köylerde aynı tertiple kurulur. İller, beldeler arasında dahi yardım sağlanır. Bu teşkilatlanma vergi akımını da düzenler. Fertlerin gelir durumları, aile dosyalarından rahatça izlenir, bilgisayar ortamına geçer bu şekilde devlet babalık görevini yapar, kimse aç açıkta kalmaz. İşsizlere iş bulunur, iş olup da çalışmayanlar sosyal güvenceden mahrum kalır. Mahalle ve şehir teşkilatı içinde bulunan işler tespit edilir. 

Ev işlerinde, bahçe konularında, günlük, saatlik, basit işlerde asgari ücret aranmaz, herkesin karnının doyması sağlanır Lider Türkiye’de devlet, daima milletini kucaklar, onun en geniş hür bir ortamda düşünce ve inancını yaşama özgürlüğünü tanır. Ancak zararlı faaliyeti görülüp, suç sınırına giren fiilleri işleyenler kesin olarak cezalandırılır, potansiyel suçlu yaratılmaz.

Dünyada iki sistem vardır. Biri halkına güvenen sistem, diğeri halkına güvenmeyen sistem. Güvenmeyen sistem eski Fransız sistemi, Nazi komünist, faşist, diktatör sistemlerdir. Bunlarda hat safhada bürokrasi vardır. Bu sistemlerde halk yalancı, sahtekâr, hırsız, soyguncu olarak kabul edilir.

Herkes doğruluğunu ispatlamakla mükelleftir. Bunun için bir çok evrak istenir aslında bu evraklarda kandırmacadır. Evrak çokluğundan hiç bir iş yürümez, insanlar güvensiz ortamda huzursuz ve çoğu hastadır. Hindistan dahi bu zincirleri kırmış, halkına güven sistemini kabul etmiştir. Bizde hâlâ hangi işe girsen, ister özel olsun ister resmî, onlarca evrak tanzim edilmek zorunda kalınır. Fertler her an takiptedir veya takip altında olduğunu sanır. Her iş evrak hazırlamakla yapılır, şüphe her yerde hâkimdir, sonunda yine de herkes birbirini kandırır. Devlet de bundan nasibini alır. Yanlış kestiği vergiyi veya cezayı. Önce alır, sonra git haklılığını ispatla, der. Halkına zulmeder.

Güven sistemi , Sevgi sistemi. Bu sistemler Lider Türkiye  sistemi olmalıdır. Kısmen bazı lider devletlerde bu metod uygulanmaktadır. ABD, Kanada, İngiltere gibi. Biz en geniş şekilde uygulamalıyız ki, vatandaşla devlet arasında  sevgi teşekkül etsin. Tabii müeyyidesiz değil, güven sistemi içinde halk evlat, devlet babadır. Baba evlatlarına güvenir, güveni bozuncaya kadar hepsi doğrudur, hepsi sevilmeye lâyıktır.

Düşününki bir babanın iki evladı var, bunlar arasında ayrım yapmaz, eşit sever, içlerinden biri hata yaparsa onu uyarır, sonra ceza verir. Biri hata yaptı diye hepsine sahtekâr suçlu gözüyle bakmaz, onlara önce güvenir kendine güvenilenler güvene lâyık olmaya çalışır, sevginin karşılığını verir.

Bu sistemde sözlü yazılı beyan asıldır. Herkes doğru söyler. Halk vatandaşını kucaklar, çok şey yazılı sözlü beyanlarla olur, halkı dinleyenler dinlediğini yazar, beyanı alır, ona güvenir.

Ancak bu sistemde güveni kötüye kullanan çıkmaz mı? Bir çuval cevizde bir miktar çürük çıkar. Bu sistemde güven sarsmak çok ağır cezalar gerektirir. Güven sarsıcı olaydan zarar olmamışsa uyarılır, siciline kayıt düşülür beş yıllık deneme süresinden sonra yine güven kazanır. Güven sarsıcı olaydan dolayı şahıslar veya devlet zarar görmüşse, zararın durumuna göre bu şahıs halka ilan edilir, para ve hapis cezaları verilir. Birinci seferde bir ile beş yıl bütün unvanları alınır. Haksız kazançla kazandıkları elinden alınır, on yıl süreyle sicili güvenilmezler arasına yazılır ancak aile cezalandırılmaz. Bu şahsın bakımıyla, geçimine devlet asgari ihtiyaçlarını sağlar. Mahkum eş ve çocukları kesinlikle bakımsız ve aç bırakılmaz.

Askerler vatani görevinde iken, ailelerine bakılır geçimleri garanti edilir. Şehit ve gazi aileleri daima baş tacı edilir, her türlü sosyal ve ekonomik imkân sağlanır. Kısmî veya umumî savaş hâlinde fertleri savaşmayanlardan özel huzur vergisi alınıp, savaşta olan askerlerin âilelerine destek verilir.

Cami, kilise her türlü ikamet yerleri korunur, himaye edilir. Ancak yasalar, ceza kanunlarını ihlâl eden suç işleyen fertleri, açık, organik, bağlı kurumsal ve işlenmeyenleri takip eder. Güven sistemini ihlâl edenleri ağır şekilde cezalandırır. Lider Türkiye sistemi bir güven, doğruluk sistemidir. Bu sistemde bu güveni bozanlar korkar. Mahkemelerde avukatlar adliyenin en büyük yardımcısıdır, her imzaladığı belgeye güvenilir.Güveni ihlâl eden, ebediyen meslekten men edilir. İnsanlara insanca yaşanacak kazanç verilir, bunun imkânları hazırlanır. Mahalleler arası sosyal aktivite ve spora önem verilir, gençlerin sağlıklı yetişmeleri, yaşlıların hayatlarını sağlıklı sürdürmeleri için her türlü imkân sağlanır.

Sistem lâik, sosyal, âdil bir sistemdir. İsteyen kendi dîninde bütün eğitim haklarına kavuşturulur. Bütün müesseseleri serbest bırakılır, potansiyel suçlu görülmez, yasalarda yazılı bir suç işlenirse onun cezası verilir.

Avrupa Birliğine girmemiz, nazara alınarak Lider Türkiye devlet sistemi lâik, liberal, sosyal, demokratik, geniş teşebbüs hürriyeti, hürriyetin geniş inanç ve inancını yaşama hürriyeti esasına dayanır.

Lâiklik ve din anlayışı devlet ceza yasalarıyla belirtilen kamu düzeni anlayışına zarar vermeyen her türlü din ve inanca eşit yaklaşır ve mesut edilir. Ve onların güvenliği sağlanır. Osmanlı da böyle yapmamış mıydı? Şimdi ABD ve İngiltere bunu uygulamaya çalışıyor. Biz niye geri kalalım.

Tevhid-i Tedrisat, Tevhid-i Adalet gibi her şeyi teke bağlamak diktatörlüklerde müstebit idarelerde olur, gerçek demokrasilerde halk topluluklarına göre devlet kontrolünde ayrışım yapılabilmelidir.

Kendi mensuplarının da katkısıyla Avrupa’daki A.B. devletleri dâhilinde A.B. halkına parlak din eğitimi imkânı sağlamaktadır. Katolik liseleri, Protestan liseleri buna örnektir. Bu liselerden mezun olanlar, diğer lisedekilerle eşit haklara sahiptir. Devletin dinî faaliyetleri, asgari AB devletlerindeki uygulama esas alınarak şekillendirilir.

Kamu hakları, eğitim hakları, teşebbüs hürriyeti, AB devletlerindeki esaslarıyla, modern devletler ve halka güven sistemi esas alınarak uygulanır. Bu uygulama esas teşkil eder. Yasasız suç icat edilmez.

Her suçun karşılığı yasalarda şüpheye düşülmeyecek şekilde açık ve net olmalıdır. Yorumla suç, yorumla ceza esası uygulanmaz. Hangi fiil suç görülüyorsa, o fiilin açıkça tarifi ceza kanunlarına konmalıdır. Cezada kat’i ve kesin delil esası kabul edilir. Ceza yasalarında “sanık aleyhine yorum yapılamaz” tarifi yasada açıklıkla bulmayan suçlar için, TBMM suç tarif ve şartlarını netleştirir.

İki veya üç kişiyle işlenen suçlar ağırlaştırıcı sebeb sayılır. Üçten fazla suçlar toplu suç, beş ve daha ziyade şahısla işlenen suçlar organize suç, çete suçu olarak sayılır.

Gümrüklerle ilgili Türkiye'ye ithali serbest, konusu suç olmayan “uyuşturucu ve silah dışındaki” kaçakçılık, ticari kaçakçılık olup, birden ziyade kişiyle işlenirse kaçak mal müsadere edilir, “kaçak malın gümrüklenmiş değerinin üç katı para cezası uygulanır” hükmüyle ticari kaçakçılıklarda müeyyide ticari olup ceza, para cezası olması gerekir.

Mal kaçırmışsa, mal kaçırdığı şüphesi varsa, ceza eşi ve çocuklarından tahsil edilir, mallarında fahiş, izah edilemeyen bir fazlalık varsa.

Her türlü devlet zararında eş ve çocuklar yakın sıhhi hısımlar izah edilemeyen servetleriyle sorumlu olmalıdır. Birden ziyade iştirakli her suçta iştirak ve bağ açıklıkla ortaya konulmalıdır.

Faşist, nazist ve komünist devletlerdeki potansiyel suçlu, yorumla suç ve suçlu yaratma sistemine asla cevaz verilmemelidir. Hür iktisadi teşebbüsün sınırları ceza kanunlarıdır, yoksa yorumla sınırlanmaz önü tamamen açılır, devlet müteşebbisine, vatandaşına yabancı ülkelerde suçlu bile olsa sahip çıkar. Haklarını elçi ve konsoloslarıyla sonuna kadar takip eder, bu konuda vatandaşına sahip çıkmayan görevliler en ufak şüphede görevden alınır. Bir devletin şerefli, büyük olmalı, vatandaşının hakkını dış ülkede korumasıyla ölçülür. Kabile devletler, vatandaşını dış ülkelerde korumaz, konsolos ve elçileri dış ülke temsilcileriyle bir olup, oradaki vatandaşı ezerler. Kendi rahatlarını o ülkeyle olan hoş münasebetlerini düşünürler.

Türkiye dışında çalışan Türklere çifte vatandaş veya bulunduğu yer vatandaşlığına göre Türkiye'nin iziniyle girmiş olanlar daima korunup gözetilir. Eğitim hizmetleri kendilerine temin edilir. Türkiye'deki mal ve hakları devam eder. Türkiye onları çifte vatandaşlıkları olmazsa dahi seçme seçilme dışında, mal edinme, seyahat, miras gibi her türlü haklarını tanır.

Lider Türkiye ideali için dünyanın her yerine öğrenci gönderip uzmanlar yetiştirir, uzmanlar getirir, teknoloji, bilim, sanayi ve diğer her dalda çağı yakalamaya çalışır.

Japonya, Çin, Hindistan, Almanya, Amerika, İngiltere, Rusya bütün gelişmiş ülkeleri takip eder, bununla ilgili plânlar hazırlar. Alt yapıyı ve bilimi geliştirir. Türkiye'nin kaynaklarını kullanır ve ortaya çıkarır. Eğitimde sağlam bir nesil yetiştirir, ana okullarından başlayarak eğitimin her safhasında sağlam ahlâk, insan sevgisi, çevre ve doğa sevgisi, dolu gençler yetiştirir.

Karnenin sağ tarafındaki ahlâk sayfası gerçekçi olarak doldurulur, önce ahlâk sonra bilim esası uygulanır. Bu konuda lider ve gelişmiş devletlerin sistemleri incelenip hayata geçirilir. Geçmişimizden ders alınır. Güven sistemi, aile, ana okulu ve okul çağında gençlere aşılanır. Güvene lâyık genç olmaları sağlanır, halk güven ve doğru beyan sistemi için kurslarla yetiştirilir. Devlet halkına, halk devletine güven duyar hâle gelir. Güveni bozanlar ağır şekilde cezalandırılır, esnaf ve ticaret odaları sırf para alma esasına dayanan, hizmet üretmeyen kuruluşlar olarak kalmaz, yeniden tanzim edilip esnaf ve ticarete faydalı, az masraflı hâle getirilir.

Ordumuz  en iyi şekilde asrın silahlarıyla donatılır. En üstün eğitim alması sağlanır. Milli iradeye saygılı olacak şekilde kurulur. Millî iradenin tezahürü olan siyâsî iradeye bağlı ve uyumlu hâle getirilir.

Bunlar şu sıralarda, liderliğe soyunan Türkiye’miz ve milletimiz için aklıma gelen önerilerdir. Bunlar otuz yıllık meslek hayatımdan çıkardığım derslerdir. Elbette eksikleri olabilir. Bunları da kıymetli ilim adamlarımız ve devlet adamlarımızın tamamlayacaklarına inancım sonsuzdur.

Yılmaz CAN

Emekli Cumhuriyet Başsavcısı

Bu makale 9323 defa okunmuştur.

M. Koray Başyiğit M. Koray Başyiğit
ŞEHİD – BAŞKAN – GÖLLERİMİZ – IYI PARTİ
Havva Dinçtürk Havva Dinçtürk
Korkularına Yenilmek Acizliktir
Thebaykus.com - Haber Sitesi Kur - Campus Tasarim - Havadanhaber.com