Ramazan’da Öğretmenevi Neden Kapalı?
Ramazan’da Öğretmenevi Neden Kapalı?

Ramazan’da Öğretmenevi Neden Kapalı?
Ramazan ayı geldi mi, bazı yöneticilerin aklına garip bir anlayış geliyor: “Herkes oruç tutuyor, o halde her yer kapansın.” Peki soralım; bu ülkede yaşayan herkes aynı şartlarda mı? Herkes oruç tutabilecek sağlıkta mı? Herkes aynı inanca, aynı yaşam biçimine mi sahip?
Ramazan elbette saygı duyulması gereken bir ibadet ayıdır. Buna kimsenin itirazı yok. Ama saygı tek taraflı olmaz. Oruç tutana saygı gösterildiği kadar, tutamayana da saygı gösterilmelidir.
Bugün bazı şehirlerde öğretmenevlerinin kafeteryaları ve lokalleri gündüz kapatılıyor. Gerekçe hazır: “Ramazan hassasiyeti.”
Peki o öğretmenevine gelen:
Şeker hastası öğretmen ne yapacak?
Tansiyon hastası ne yapacak?
Yolcu olan, ilaç kullanan insan ne yapacak?
Oruç tutmayan vatandaş nereye gidecek?
Devlete ait bir sosyal tesiste insanlara dolaylı şekilde “Sen de bizim gibi yaşayacaksın” demek doğru mudur?
Kimse kimseye zorla ibadet yaptıramaz. İbadet gönül işidir, baskıyla olmaz.
Ramazan’ın ruhu da zaten budur: hoşgörü, anlayış ve empati.
Öğretmenevleri bir tarikat dergahı değildir. Bir cemaat lokali de değildir. Burası kamuya ait sosyal tesislerdir. Vergisini veren herkesin kullanma hakkı vardır.
Ramazan’da kapatılan bir kafeterya aslında şu mesajı verir:
“Biz farklı yaşam biçimlerini görmek istemiyoruz.”
Oysa Türkiye’nin gerçeği farklıdır. Bu ülkede herkes aynı şekilde yaşamaz, yaşayamaz da. Demokrasi tam da bunun için vardır.
Ramazan’a saygı gösterelim, elbette. Ama saygı tek taraflı olmaz. Birinin inancı, diğerinin yaşam alanını daraltmamalıdır.
Kısacası mesele çok basit:
Kimse oruç tutana karışmıyor.
Ama kimse de tutmayanın hayatını zorlaştırmamalı.
Unutmayalım…
İbadet özgürdür. Ama özgürlük tek taraflı olmaz.






